Astrolojinin Tarihi

Etimolojik olarak ele alındığında Astroloji Eski Yunanca’da “astra”, “yıldız” ve “logos”, yani “söz”, “düşünce” ve ”mantık” kelimelerinin birleşmesinden oluşmakta ve Türkçe’de “Yıldız Bilimi” anlamına gelmektedir.

Hermes Trismegistus, kadim zamanın bilge kişisi olan ve astrolojiyi ilk ortaya çıkaran kişi olarak kabul edilir. Trismegistus, “Yukarıda ne varsa aşağıdaki gibidir, aşağıda ne varsa yukarıdaki gibidir.” sözü ile de ifade etmek istediği gibi Astroloji makro dünya (kozmos) ve mikro dünya (insan) arasındaki ilişkiyi inceler. Bu sözü daha modern şekilde ifade etmek gerekirse; Astroloji, gök cisimlerinin devinimleri ve birbirlerinin arasındaki geometrik açıları gözlemler. Ayrıca bu göstergelerin insan yapısına, toplumsal olaylara ve kurumlarda karşılık gelen anlamlarına ve eş zamanlılığa bakar.

Astroloji Nasıl Çalışır?

Astrolojinin nasıl çalıştığı konusu şöyle ifade edilebilir; gök cisimlerinin devinimlerinden dolayı sürekli tekrar eden süreçler vardır ama bu gök cisimleri farklı hızlara sahip olduklarından dolayı dünyadan gözlendiğinde aralarında her an değişen farklı bir gökyüzü kombinasyonu oluştururlar. Böylece Astroloji, hem aynı noktaya gelebilen tekrar eden döngüleri hem de farklı hızlarından dolayı birbiri içinde farklılık oluşturan döngüleri inceler. Bu gök cisimleri arasındaki iç içe geçen ve farklı döngülerden oluşan ilişkileri gözlemleyerek çok boyutlu insan varlığının birbirine benzer yanlarını ve birbirinden farklı olan yanlarını inceler. Peki Astroloji ne zaman keşfedildi?

Astrolojinin Tarihçesi

Astrolojinin tarihi bildiğimiz kadarıyla insanlık tarihi kadar eskidir. Tarihçilerin araştırmaları sonucunda farklı uygarlıklar birbirlerinden bağımsız şekilde astroloji ile ilgilendikleri bulunmuştur. Neredeyse bütün büyük uygarlıkların astroloji ile ilgilendiklerini açıklayan kanıtlara rastlanmıştır. Babil, Maya, Hint, Çin, Mısır, Yunan, Roma ve Arap uygarlıklarının astroloji ile ilgilendiği bilinmektedir. Astroloji ne zaman keşfedildi diye bakıldığında, aslında ilk astrologların kimler olduklarını net şekilde kestirmek mümkün değildir. Fakat gökyüzü ile ilgili bulduklarını ilk kaydeden kavmin Kaldeliler olduğu bilinmektedir. M.Ö. 3000 yılında, şimdiki Irak topraklarında yaşamış Kaldeliler, astrolojinin bilinen en özgün şekillerini ortaya çıkarmışlardır. Politeist bir inanç sistemine sahip olan Sümerlerde bazı tanrılar ve tanrıçalar diğerlerinden daha fazla özelliklere sahiplerdi. Güneş tanrısı Utu, Ay tanrısı Nanna ve Venüs’ün tanrıçası İna bunlara örnek verilebilir. Tanrıçaların da insanlar gibi duyguları ve çeşitli gereksinimleri olan varlıklar oldukları bilinmektedir. M.Ö 3.000 yılında yaşamış olan Lagaş kentinin tanrısı Ningirsu, tüm tanrı ve tanrıçaların şampiyonu seçilmiş ve Orion takım yıldızıyla özdeşleştirilmiştir. Bu dönemden sonra tüm tanrılar ve tanrıçalar yıldızlarla özdeşleştirilmeye başlamıştır. Böylece Sümerler için yıldızları gözlemlemek bir tür ibadet oluştur.

Diğer Uygarlıklarda Astroloji

Bazı tarih uzmanlara göre ise astrolojinin tarihi ait ilk kayıtların M.Ö. 5800 yılına kadar uzandığını belirtiyorlar. Maya uygarlığı, Hindistan ve Çin uygarlıklarının M.Ö. 2000 yılında astroloji bilimini kullandıkları bilinmektedir. Pitagoras ve Plato’nun yazılarından M.Ö. 500 yıllarında eski Yunanlıların astrolojinin varlığını bildikleri ve kullandıkları görülmektedir. Kuzey Afrika’da ve Doğu Akdeniz’de yaşamış Araplar da M.S. 8. yüzyılda astrolojiyi kullanmışlardır. M.S. 805 ve 885 yılları arasında yaşamış olan Abu Maaschar adı ile de bilienen Albumasur’un yazmış olduğu “Introductorium in Astronomiam” isimli eserle astroloj, Orta Çağda yeniden önem kazanmıştır.

Burçlar kuşağı olarak bilinen Zodyak, ilk astrolojik kayıtlarda şimdikinden biraz farklıydı. Zodyak, M.S. 180 yılında büyük Yunan astronom ve matematikçi Ptolemy tarafından bugünkü haline getirilmiştir. Bu yüzyılda yaşamış olan Carl Jung astroloji hakkında yazılar yazmış ve insan kişiliği ile motivasyonu hakkındaki çalışmalarında astrolojiden yararlanmıştır.

Burçlar Nasıl Belirlendi?

Sümerler, Ziggurat isimli gözlem evi ve tapınak karışımı piramitler astrolojik incelemeler amacıyla inşa etmişlerdir. Gözlemlerini sürdüren Sümerler tabletlere not alarak günümüze kadar ulaşan sonuçlara ulaştılar. Sümerler, ayın yörüngesinin sabit olduğunu, bazı yıldızların ise yön değiştirdiklerini biliyordu.

Burçların belirlenmesinde Güneş’in Dünya’dan görünen hareketleri esas alınmaktadır Güneşin 360 derecelik dairesel hareketi göz önüne alınarak bu dairesel hareket 12 parçaya bölünmüştür. Güneşin 12 eşit parçaya bölündüğü ve hareketlerini gösteren çizelgeye Zodyak adı verilir. Burçların oluşturduğu alanlardan geçen bu yolculuk, 0 derecede Koç burcu ile başlar ve diğer 11 burç ile devam eder.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir